Madonna'nın kariyerinde sürprizlere alışığız. Ancak bu kez gündemde yeni bir albüm ya da dünya turnesi değil, uzun zamandır uzak kaldığı oyunculuk var. Pop müziğin en güçlü isimlerinden biri, 24 yılın ardından The Studio'nun ikinci sezonuyla yeniden kamera karşısına geçiyor. Üstelik dönüşü, klasik bir konuk oyunculuk hikayesinden çok daha eğlenceli ve Madonna'ya yakışır biçimde kendisiyle dalga geçen bir kurguya dayanıyor.
Seth Rogen ve Evan Goldberg imzalı The Studio, Hollywood'un perde arkasındaki egoları, stüdyo yöneticilerini, bitmeyen krizleri ve ödül sezonu telaşını mizahi bir dille ele alıyor. Seth Rogen'ın canlandırdığı Matt Remick'in başına geçtiği kurmaca film stüdyosunda yaşananları takip eden dizi, gerçek yıldızları kendilerinin biraz daha abartılı versiyonlarıyla hikâyeye dahil etmeyi seviyor. İlk sezonda Martin Scorsese, Zoë Kravitz ve Charlize Theron gibi isimleri ağırlayan yapımın Madonna için hazırladığı hikaye de dizinin Hollywood'a tuttuğu aynayı biraz daha büyütecek gibi görünüyor.
Madonna'nın dönüşü, uzun yıllar sonra üstleneceği dramatik bir rolle değil, kendisini canlandıracağı bir konuk oyunculukla gerçekleşecek. Fakat bölümün hikayesi, sıradan bir "cameo"nun çok ötesine geçerek yıldızın gerçek hayatındaki yarım kalmış bir projeden ilham alıyor.
Yeni sezonda Madonna'nın yıllardır üzerinde çalıştığı ancak hayata geçirilemeyen biyografi filmine mizahi bir gönderme yapılması bekleniyor. Hikayenin en güçlü sürprizi ise iptal edilen projede Madonna'yı canlandırmak üzere seçilen Julia Garner'ın da bölümde yer alması. Böylece gerçek hayatta yarım kalan film, The Studio'nun kurmaca dünyasında yeniden masaya yatırılıyor.
Madonna'nın kendisini oynaması ve Garner'la aynı projede buluşması, bölümü Hollywood'un kendi başarısızlıklarıyla eğlendiği oldukça "meta" bir ana dönüştürüyor. Yönetmenliğini de üstlenmeyi planladığı biyografi filmi ilk kez 2020 yılında duyurulan Madonna, senaryo üzerinde Diablo Cody ve Erin Cressida Wilson gibi isimlerle çalışmıştı. Uzun ve zorlu bir seçme sürecinin ardından Julia Garner başrol için belirlenmiş, oyuncunun şarkı ve dans çalışmalarını da kapsayan yoğun hazırlık dönemi "Madonna bootcamp" olarak anılmıştı. Ancak proje, Madonna ile Universal arasında yaşanan anlaşmazlıkların ardından rafa kalkmıştı.
Venedik'te gerçekleştirilen çekimler sırasında Madonna ve Julia Garner'ın birlikte görüntülenmesi, bölümle ilgili merakı şimdiden artırdı. İkilinin şehrin kanallarında Madonna'nın 1984 tarihli "Like a Virgin" şarkısına eşlik ettiği görüntüler de sosyal medyada paylaşıldı. Böylece Madonna, kariyerinin en ikonik kliplerinden birini çektiği şehre yıllar sonra bu kez kendi hikâyesiyle eğlenmek için dönmüş oldu.
Dizinin oyuncularından Chase Sui Wonders ise Madonna'nın setteki enerjisinden övgüyle bahsetti. Yıldızın son derece komik, çalışkan ve projeye heyecanla yaklaşan biri olduğunu söyleyen Wonders, ortaya çıkan konuk oyunculuğun hayal edilenden çok daha iyi olduğunu belirtti. Bu yorumlar, Madonna'nın bölümde yalnızca ikonik kimliğiyle yer almayacağını, daha az gördüğümüz mizahi yönünü de öne çıkaracağını düşündürüyor.
Madonna'nın son büyük canlı aksiyon rolleri 2002 yapımı Swept Away ve James Bond filmi Die Another Day olmuştu. Daha önce Desperately Seeking Susan, Dick Tracy, A League of Their Own ve Altın Küre kazandığı Evita gibi yapımlarla sinemada da iz bırakan yıldız, bu kez geçmişini kusursuz bir biyografi anlatısına dönüştürmek yerine mizahın içine yerleştiriyor. Madonna'nın oyunculuğa dönüşünü asıl ilgi çekici kılan ise kendi efsanesini korumaya çalışmak yerine onunla eğlenmeyi seçmesi.