Sahnedeki Varoluş: Buse Babadağ

Türkiye'nin Amerika'daki ilk baş balerini Buse Babadağ varoluş amacını bale ile bulduğunu söylerken “Her kapıyı zorladım; nereden ne çıkabileceğini merak ederek hep denedim. Hayal etmeyi hiç bırakmadım” diyor.

22 Ocak 2026 Perşembe 16:22 | Son Güncellenme:
13 dakika okunma süresi
ABONE OL
Sahnedeki Varoluş: Buse Babadağ

ABD'nin Teksas eyaletindeki prestijli dans topluluklarından 'Ballet San Antonio'da baş balerin seçilerek Türkiye için bir ilke imza attın. "Hayaller ve gerçekler" noktasında kendi tecrüben sana neyi göstermiş oldu?

Amerika'ya ilk geldiğimde bu hayal filizlenmeye başlamıştı. Ancak Amerika'daki yolculuğum açıkçası hiç kolay olmadı. Buradaki bale ve sanat kültürünü, bale topluluklarını, şirketlerin çalışma politikalarını ve yabancı bir ülkeden gelen insanlara bakış açılarını anlamak zaman aldı. Ama pes etmeden yoluma devam ettim. Her kapıyı zorladım; nereden ne çıkabileceğini merak ederek hep denedim. Hayal etmeyi hiç bırakmadım. Baş balerin olmak elbette küçüklükten beri hayatımdaki en büyük hayalimdi. Ama o noktaya gelene kadar kendime hep küçük küçük hedefler koydum fark etmeden; şunu da yapsam, buraya company'e girsem, şu rolü dans etsem... Bu küçük hayallere tek tek ulaşarak, zamanla en büyük hayalime geldim ve onu gerçekleştirdim. Hepsi sabırla ve adım adım oldu anlayacağınız. Kendime bu zamanı ve sabrı tanıdığım için çok mutluyum. Çünkü bu yaklaşık 11 yıllık bir yolculuktu.

Aslında baleye biraz da şans eseri başladığın söylenebilir... Arkadaşınla beraber gitmek için, geç de denebilecek bir yaşta başladığın bu yolculuğu sen nasıl anlamlandırıyorsun?

Aslında bu yolculuğun tesadüfi bir şekilde başlamış olması bile, bugün geriye dönüp baktığımda, hayatımın en anlamlı ve bana en çok anlam katan parçası olduğunu görüyorum. Her insanın dünyada bir varoluş amacı olduğuna inanıyorum. Herkes bu amacı bulmak için farklı yollar deniyor. Ben ise bu amacı çok küçük yaşta buldum. Baleyle, hayattaki varoluşumun bunun için olduğuna inandım. Bu sanat aracılığıyla insanlara ulaşmak, dans ettiğim rollerle onlara farklı duygular hissettirmek, onları bir anlığına gerçeklikten koparıp sanatın güzelliğine taşıyabilmek... Hayatta olma amacımın tam olarak bu olduğuna inanıyorum.

Bir balerinin genel hatlarıyla nasıl bir yaşam modeli, nasıl bir habitatı, eğlence anlayışı, disiplin anlayışı, farkındalıkları var? Kısacası senin dünyanı bize biraz anlatır mısın?

Küçük yaştan itibaren bale eğitimiyle büyüdüğüm için oldukça çalışkan bir yapıya sahibim. Bale, benim için zamanla sadece bir meslek değil, başlı başına bir yaşam disiplini hâline geldi. Disiplinli bir hayatım var; yapılması gereken bir şey varsa, mutlaka yapılmalıdır. Aksi hâlde zihnim rahat etmez. Eğlence anlayışıma gelirsek, aslında çok sosyal bir insanım. İnsanları seviyorum, onlarla vakit geçirmeyi ve güzel anılar biriktirmeyi seviyorum. Hayata mümkün olduğunca daha renkli, daha "toz pembe" bakmaya çalışıyorum diyebilirim. Etrafımızda yeterince karanlık varken, ben bilinçli olarak iyilikleri görmeye, onlara odaklanmaya çalışıyorum. Bu anlamda pozitif bir yapım var. Farkındalıklarım ise yaşadığım ülkeler ve farklı kültürlerle doğrudan bağlantılı. Yaklaşık 15 yıldır (Münih dâhil) farklı ülkelerde yaşadım ve dünyanın dört bir yanından çok yakın arkadaşlarım oldu. Bu süreç bana bireysel özgürlüğün, eşitliğin ve karşılıklı saygının ne kadar önemli olduğunu öğretti. Bir insanın düşüncesi ne olursa olsun iyi veya kötü, bunu ifade edebilme özgürlüğüne sahip olması gerektiğine inanıyorum. Bu, özellikle Amerika'da yaşarken daha da içselleştirdiğim bir değer oldu. Eşitsizlik ya da birinin bu özgürlüğünün kısıtlandığını fark ettiğimde sessiz kalamam; bu benim en hassas olduğum konulardan biri. Günlük hayatım ise oldukça yoğun. Fiziksel tempom çok yüksek; aynı zamanda Ballet San Antonio'nun okulunda fakültedeyim ve ileri seviye öğrencilere ders veriyorum. Bu yüzden zihnim de genelde çok dolu oluyor. Hafta sonları ise bilinçli olarak kendimi dinlendirecek şeyler yapmayı seçiyorum. Arkadaşlarımla vakit geçirmek, brunch'a gitmek, güzel bir günde yürüyüş yapmak ya da kısa da olsa küçük yolculuklara çıkmak... İki/üç gün bile olsa farklı bir yerde olmak, o enerjiyi alıp yeniden işe dönmek beni çok besliyor. Müzik konusunda da klasik müzik hayatımın merkezinde olsa da 'house music' vazgeçilmezim. Müzik festivallerine gitmek, o enerjiyi ve müziği hissetmek benim için büyük bir keyif.

Avrupa, Amerika ve Türkiye'nin bale ile ilişkisi konusunda gördüğün en belirgin farkları bize birkaç cümleyle nasıl anlatırsın?

Avrupa'da sanat tarih ve kültürün doğal bir parçası olduğu için seyirci oldukça bilinçli ve sanata doymuş durumda. Amerika'da ise seyirci çok daha heyecanlı; gösteri öncesinden itibaren o enerjiyi hissediyorsunuz ve bu sahnedeki motivasyonu inanılmaz artırıyor. Türkiye'de ise seyircinin sıcaklığı ve samimiyeti beni çok etkiledi; özellikle Süreyya Operası'nda sahne almak benim için unutulmaz bir deneyimdi, hayatımdaki en önemli anlardan biri olarak kalacak. Avrupa ve Amerika'da dansçı, teknik ve koreografi çeşitliliği çok daha fazla; bu da sanatsal üretimimizi besleyen en önemli farklardan biri.

Kendinle en çok gurur duyduğun, kendini tebrik ettiğin şey nedir?

Hiçbir zaman pes etmemiş olmam. Önümü net göremediğim zamanlarda bile, hayalimdeki o insanın ben olduğuna inanmaktan vazgeçmeden yoluma devam ettim.

Şu sıralar nasıl bir dönemindesin, seni heyecanlandıran neler var?

Fındıkkıran döneminin de bitmesiyle -ki Amerika'da sezonun en yoğun zamanı oluyor- tempom biraz daha rahatladı. Şu anda Amerika'ya geri döndüm ve önümüzdeki Cinderella gösterisi için çalışmaya başladık. Bu prodüksiyonda, gösterinin bir kastında iki üvey kız kardeşten birini canlandıracağım. Bu benim için inanılmaz eğlenceli ve tamamen yeni bir deneyim. Daha önce hiç böyle komik ve karakter ağırlıklı bir rol yapmamıştım, bu yüzden çok heyecanlıyım. Bu sezon seyirci beni Giselle ve Şeker Perisigibi daha klasik ve zarif rollerde izledi ve bu rollerde çok güzel geri dönüşler aldım. Şimdi ise beni tamamen farklı, bambaşka bir boyutta görmeleri fikri beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.

İstanbul Genç Bale topluluğu ile sahneye çıkmak nasıl bir deneyimdi?

Amerika'dan birlikte geldiğim dans partnerim Will'le birlikte o sahnede olmaktan inanılmaz keyif aldık. Bunu kelimelerle anlatmak gerçekten çok zor. Bir hafta önce döndük Amerika' ya ve ben hala etkisindeyim bu sahne deneyiminin. Enerji bambaşkaydı. Kendi ülkende, doğup büyüdüğün yerde sahneye çıkmak; seni idol olarak gören, hayranlıkla izleyen, sahne arkasında bile gözlerinde o ışığı gördüğün junior ballet genç dansçılarının arasında aynı sahnede yer almak tarifsiz bir duyguydu. Benim için bu deneyim çok daha anlamlıydı, çünkü onların hayallerini çok iyi anlayabiliyorum. Ben de o yaşlarda baleye aynı tutkuyla bağlıydım; sahnedeki dansçıları hayranlıkla izler, onları idol olarak görürdüm. O gün sahnede yaşadığımız his, tam olarak buydu. İstanbul Junior Ballet topluluk üyeleri de sahnede olmaktan inanılmaz mutluydular; performansları çok güzel ve güçlüydü. Sahne arkasında ise çok rahat, çok mutlu ve güzel bir enerji vardı. Bütün bunların bir parçası olmak benim için tarif edilemez bir mutluluktu.

EN ÇOK OKUNANLAR

Spa ve Wellness Tutkunları İçin En İyi Cruise Deneyimleri
Spa ve Wellness Tutkunları İçin En İyi Cruise Deneyimleri

Spa ve Wellness Tutkunları İçin En İyi Cruise Deneyimleri

13 dakika okunma süresi
Matthieu Blazy'den Yüksek Moda Masalı
Matthieu Blazy'den Yüksek Moda Masalı

Matthieu Blazy'den Yüksek Moda Masalı

5 dakika okunma süresi
ALEM Kitap Kulübü: Temmuz Seçkisi
ALEM Kitap Kulübü: Temmuz Seçkisi

ALEM Kitap Kulübü: Temmuz Seçkisi

23 dakika okunma süresi
İstanbul Açık Havuz Rehberi: Bu Yaz Keşfedilecek 13 Adres
İstanbul Açık Havuz Rehberi: Bu Yaz Keşfedilecek 13 Adres

İstanbul Açık Havuz Rehberi: Bu Yaz Keşfedilecek 13 Adres

1 dakika okunma süresi
Şehir Stilinde Kırmızı Flip-Flop Trendi
Şehir Stilinde Kırmızı Flip-Flop Trendi

Şehir Stilinde Kırmızı Flip-Flop Trendi

1 dakika okunma süresi

DAHA FAZLASI

Mihre Mutlu'nun Güzellik Sırları
Mihre Mutlu'nun Güzellik Sırları

Mihre Mutlu'nun Güzellik Sırları

GAIA Bodrum: Ege Kıyısında Akdeniz Lezzetleri
GAIA Bodrum: Ege Kıyısında Akdeniz Lezzetleri

GAIA Bodrum: Ege Kıyısında Akdeniz Lezzetleri

Nilay Cafer'in Güzellik Sırları
Nilay Cafer'in Güzellik Sırları

Nilay Cafer'in Güzellik Sırları

Emine Boyner ile Ayvalık'tan Yeryüzü Bilgisine Uzanan Bir Yolculuk
Emine Boyner ile Ayvalık'tan Yeryüzü Bilgisine Uzanan Bir Yolculuk

Emine Boyner ile Ayvalık'tan Yeryüzü Bilgisine Uzanan Bir Yolculuk

Kulis Hikayeleri: Ayşegül Hardern ve İnci Türkay ile "Liste"
Kulis Hikayeleri: Ayşegül Hardern ve İnci Türkay ile "Liste"

Kulis Hikayeleri: Ayşegül Hardern ve İnci Türkay ile "Liste"

İdil Yazar'dan Dinç Hissetmenin ve İyi Yaşamın Sırları
İdil Yazar'dan Dinç Hissetmenin ve İyi Yaşamın Sırları

İdil Yazar'dan Dinç Hissetmenin ve İyi Yaşamın Sırları

Sait Mingü ile Sanatın Katmanlı Dili
Sait Mingü ile Sanatın Katmanlı Dili

Sait Mingü ile Sanatın Katmanlı Dili

Şahika Ercümen ile Yaz Sohbeti
Şahika Ercümen ile Yaz Sohbeti

Şahika Ercümen ile Yaz Sohbeti

Serap Korkmaz Arslan'ın Güzellik Sırları
Serap Korkmaz Arslan'ın Güzellik Sırları

Serap Korkmaz Arslan'ın Güzellik Sırları

Duygu Tatar ile JOALI Dünyası: Sanat, Wellness ve Slow Luxury
Duygu Tatar ile JOALI Dünyası: Sanat, Wellness ve Slow Luxury

Duygu Tatar ile JOALI Dünyası: Sanat, Wellness ve Slow Luxury

Yoko Ono İstanbul'da: Sakıp Sabancı Müzesi'nde "İçses ve İçyapı" Sergisi
Yoko Ono İstanbul'da: Sakıp Sabancı Müzesi'nde "İçses ve İçyapı" Sergisi

Yoko Ono İstanbul'da: Sakıp Sabancı Müzesi'nde "İçses ve İçyapı" Sergisi

Serra Türker Bayır ve Esma Dereboy ile Yaratıcı Diyalog
Serra Türker Bayır ve Esma Dereboy ile Yaratıcı Diyalog

Serra Türker Bayır ve Esma Dereboy ile Yaratıcı Diyalog