SANATLA RANDEVU

15.03.2018 10:39:30

Yonca Ebüzziya & Serhat Şengül şehrin, ülkenin ve bazen dünyanın görülmesi gereken yerlerini geziyor, yeni noktalar ve deneyimler keşfediyor. Ne olursa olsun, her gittikleri yerde geleneksel olarak mutlaka bir “selfie” çeken ikilinin selfie karesine bazen sürpriz konuklar dahil oluyor.

SERHAT ŞENGÜL 
“Sabah 10:00’da Rezan Has Müzesi’nde buluştuk. Cevher ve Zanaat sergisini gezecek, Kapalıçarşı’da konumlanan mücevher ustalarının işlerine yakından bakacaktık. Tabii ben sergiyi yalnızca rehber eşliğinde gezeceğimizi sanıyordum. Sergiyi rehber yanında, mücevher ustası Sevan Bıçakçı ile birlikte gezeceğimizi o an öğrendim! Sevan Usta, Yonca Hanım’ın eski arkadaşı. Yonca Hanım televizyonda uzun yıllar program yaparken zaten Kapalıçarşı’nın altını üstüne getiriyor, işinin ehli ustaları bulup röportaj yapıyordu. O günlere dayanan dostluklarıyla ikili yıllar sonra, içinde Sevan Usta’nın da eserlerinin bulunduğu sergide yeniden buluşmuş oldular. Katılanlar da unutulmaz bir deneyim yaşadı. Sevan Bıçakçı kendi ağzından mücevher yapımını, Kapalıçarşı’da mücevher işiyle uğraşmanın zorluklarını ve unutulmaya yüz tutan teknikleri tüm heyecanıyla anlattı. Tabii kendisiyle selfie çekmeyi ihmal etmedik.

YONCA EBÜZZİYA
“Sergiden sonra rehberimiz eşliğinde Balat caddelerinde yürüyerek brunch için Perispri Café’ye varıyoruz. Perispri, cam ve seramik sanatçısı Cahide Erel tarafından açılan, benim de İstanbul’da çok sevdiğim bir kaçış noktası, ev ortamını aratmayan inanılmaz keyifli bir yer. Burada kafile olarak sohbet eşliğinde kahvaltımızı ediyor ve kahvelerimizi yudumlayıp, semtin sokaklarıyla ilgili anekdotlar eşliğinde günün son durağı olan Yuvakimyon Rum Kız Lisesi’ne yürüyoruz.”

SERHAT ŞENGÜL
“Galataperform, bu tarihi okulda, Kuledibi’ndeki kendi yerlerinde ve zaman zaman çeşitli mekanlarda deneysel oyunlar sergileyen genç bir tiyatro topluluğu. Yonca Hanım bir oyunlarına giderek hayran kalınca beni de mutlaka götürmek istemişti. Biz de Sanatla Randevu kapsamında daha kalabalık bir ekiple bu oyuna gitmeye karar verdik. Oyun dediğime bakmayın, aslında ‘oyunlar’. Her sınıfta 15 dakikalık oyunlar oynanıyor. Çoğunda oyuncular tek kişi, kimi iki, kimiyse en fazla üç... Sınıfta yerinizi alıyor ve aslında neredeyse oyunun bir parçası oluyorsunuz. Oyunlar, ismiyle müsemma, Balat semtinde varsayılan hikayelerden oluşuyor. Zamanında mübadele sırasında göç etmek zoruna kalan Rumlar, semtin evsizleri, önce Suriye’de, şimdiyse semtin arka sokaklarında hayatla mücadeleye devam eden Suriyeliler... Eski ve bakımsız bu okulun, bu genç oyuncular sayesinde nasıl ihtişamlı bir mekana dönüştüğüne inanamazsınız.”

YONCA EBÜZZİYA
“Yeni oluşumumuz Sanatla Randevu kapsamında farklı sanat deneyimleri sunuyoruz. Bir sergiyi, bienali, şehri geziyor, biraz da her zamankinden farklı deneyimler veya tatlarla süsleyerek değişik tecrübeler yaşıyor ve yaşatıyoruz. Bu kapsamda geçtiğimiz haftalarda, Balat’a bir gezi düzenledik. İçine mücevher, tiyatro ve bu eşsiz semtin tarihini kattığımız bir gün planladık.”

YONCA EBÜZZİYA’NIN İSTANBUL’DA MUTLAKA YAPILMASI GEREKENLER LİSTESİ:

Balat’la başlayalım, elbette Balat’ın sokaklarını gezmek, yardımlarla ayakta duran ve imkanı olmayanlara kahvaltı, yemek veren Hobbit House’a uğrayıp mümkünse bir şeyler bırakmak. Sonra semtin yokuşlarını çıkarken Kırmızı Okul/Kızıl Mektep olarak da adlandırılan Fener Rum Erkek Lisesi’ni hayran hayran izlemek. Tepeye varınca Moğolların Azize Meryem Kilisesi ya da Kanlı Kilise olarak adlandırılan Ortodoks kilisesinin önünde soluklanmak. Dönüşte karınlar acıkınca, İstanbul’un en iyi fırınlarından biri olan Forno’da pizza ya da pideleri tatmak.

Galataperform’un mutlaka bir oyununa gitmek. Bu yetenekli genç oluşumun her ay düzenli bir programı var. 25 Mart’ta Balat Monologlar Müzesi’ni ve web siteleriyle Instagram hesaplarından takipte olup Ayışığında Gökkuşağı, Ailemizin En Güzel Sırrı gibi tekrar eden oyunlarını yakalamak şart.

Rezan Has Müzesi’ni takipte olmak. Eski bir tütün fabrikası olan bu tarihi bina, bugün harika sergilere ev sahipliği yapan bir müze. Cevher ve Zanaat sergisini kaçırdıysanız, üzülmeyin. Müzede 31 Ekim 2018 tarihine kadar sürecek olan “Toprağın Mirası” sergisi kapsamında, Has Ailesi’ne ait toprakaltı koleksiyonunun sizi büyüleyeceğine eminim. Neolitik dönemden Selçuklu’ya dek uzanan arkeolojik koleksiyondan çok özel bir seçki sizi bekliyor. Sergi çıkışında müzenin hediyelik eşya mağazasına uğramayı ihmal etmeyin. Rafine bir zevkle hazırlanan özel tasarım hediyelikler, Cibali Tütün Kolonyası... Hepsi her zaman en orijinal hediye alternatiflerinden...

PAYLAŞ