SAFFET EMRE TONGUÇ'UN GÖZÜNDEN: BAKÜ

21.06.2018 14:10:39

Bakü’ye Azerice “Bakı” deniyor ve “Rüzgarlı Şehir” anlamına geliyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Azerbaycan, bilinmeyen yönleri ile keşfedilmeyi bekliyor.

Saffet Emre Tonguç
Fotoğraflar: iStock

Azerbaycan, sınırları içinde bulunan petrol ve doğalgaz rezervleri sayesinde büyük bir gelişim yaşıyor. Modern ve çok iddialı mimariyle yapılan binalar şehrin siluetini değiştiriyor. Şehir merkezinde ve yakın çevresinde tarihi binalara uyum sağlamak amacıyla hemen hemen tüm binalar benzer üslupla ciddi bir restorasyon çalışması içinde. 
Havyarı, halısı ve petrolüyle tanıdığımız Azerbaycan aslında bilinmeyenleriyle keşfedilmesi gereken bir ülke. Ülkenin kırsal kesimi yüksek dağlar, göller, kaya oluşumlarıyla göz alıcı güzelliklere sahip. En büyük, en uzun, en görkemli mantığı ile yapılan yerler de Bakü’yü bir başka etkiliyor. Geceleri ayrı bir güzelliğe bürünen başkent Bakü’nün gerek tarihi taş binalarının gece aydınlatmaları, gerekse geniş bulvarlarının, parklarının, gökdelenlerinin ışıkla dansı sizi büyüleyecek. Bakü’yü üç ana bölüme ayırmak mümkün; içeri şehir (eski Bakü), Sovyetler Birliği zamanının Bakü’sü ve yeni şehir. 

İÇERİ ŞEHİR
Yerel halk tarafından “Köhne Şehir” olarak adlandırılan içeri şehir, Orta Doğu’nun en eski meskenlerinden biri. Kazılar Paleolitik dönemden itibaren Bkü’nün yerleşim yeri olarak kullanıldığını gösteriyor. Aralık 2000’de buranın sınırları içinde yer alan Şirvanşahlar Sarayı ve Kız Kalesi ile birlikte UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. Ama 2003 yılında da tehlike altındaki dünya miraslarından biri olarak kabul edilmiş.

ŞİRVANŞAHLAR SARAYI
Saray tüm yapılardan daha yüksek bir konuma kademeler halinde inşa edilmiş. Saray Binası, Divanhane, Keykubad Mescidi, Hatıra Türbesi, Şah Mescidi, Seyid Yahya Bakuvi Türbesi, büyük kapı, saray hamamı ve su deposundan oluşuyor. Saray iki katlı. Doğudaki sarayların havasındaki üst kat, Şah ve ailesine ayrılmış. Divanhane resmi kabul törenlerinin ve devlet şurası toplantılarının yapıldığı binaymış. Keykubad Mescidi mescit ve medrese olarak inşa edilmiş. Hatıra Türbesi Şirvanşahlar’ın aile türbesi olarak inşa edilmiş. İki bölümden oluşan Şah Saray Hamamı Şah’ın ailesi tarafından kullanılıyormuş. 1964 yılından itibaren müze olan Şirvanşahlar Sarayı’nda çok geniş bir halı koleksiyonu bölümü de var. 

KIZ KULESİ
Kız Kulesi de deniyor Kız kalesi de. Eski bir Zerdüşt Tapınağı olduğu düşünülen, çağlar boyunca deniz feneri, savunma kalesi ve rasathane olarak kullanılan Kız Kulesi, 12. yüzyılda inşa edilmiş. İçeri şehirin güneydoğu bölümündeki birinci katta duvar kalınlığı beş metreyi bulan, sekiz katlı kulenin her katı yontma taşlarla inşa edilmiş. Kalenin altından Şirvanşahlar Sarayı’na bir geçit olduğu söyleniyor. Tarihi hakkında pek çok hikâyenin anlatıldığı kulenin yapımı Sümerler’e dek gidiyor olarak görünse de çok ilginç bir ayrıntı var; Kız Kulesi’nin üstten görünümü Arapça’ da Allah’ın 94’üncü ismi “El Baki” biçiminde. Şehrin özgün adı ne peki, Bakı. Bir efsaneye göre o zamanlar Hazar Denizi’nin sularına kavuşacak kadar kardeşmiş kule ve sular. Kulede erkek kardeşi tarafından hapsedilen bir kız yaşarmış. Su ve kale gibi dost değillermiş birbirleriyle anlaşılan. Tutsak kız çok mutsuzmuş ve bu azaba dayanamamış, günün birinde kendini kaleden Hazar Denizi’nin şefkatli kollarına bırakmış. Bu yüzden Kız Kulesi olmuş adı. Bir başka söylenti de hiçbir zaman düşmanlar tarafından ele geçirilemediğinden kale halk arasında bakirelik sembolü olarak Kız Kulesi diye adlandırılıyormuş. Üçüncü bir görüşte önce “Göz Kalesi” adlandırılmış, zamanla bu isim halk deyiminde değişerek “Kız Kulesi” şeklini almış. Hangisini kabul edeceğiniz size kalmış. Son yıllarda kale ve arkasındaki meydanda her yıl Nevruz Bayramı şenliklerinin yapılması gelenek olmuş. 

HAYDAR ALİYEV KÜLTÜR MERKEZİ
Azerbaycan Devleti’nin düzenlediği mimari yarışmayı kazanan dünyaca ünlü Irak asıllı İngiliz mimar Zaha Hadid’in tasarımını yaptığı Haydar Aliyev Kültür Merkezi‘nin inşasına 2007 yılında başlanmış. 2012 yılında tamamlanarak hizmete açılmış 101 bin metrekarelik kültür merkezi. Detaylarında ve proje yönetiminde Kıbrıslı Türk mimar Saffet Kaya Bekiroğlu’nun çalışmaları var. 205 milyon euroya mal olmuş. Mimarisinde, Azerbaycan mitolojisinde yer alan Hazar Denizi’nin yükselişi yansıtılmış. Merkez, 2014’cfcfde London Design Museum tarafından “Yılın Tasarımı” olarak seçilmiş.

AZERBAYCAN HALI MÜZESİ 
Dünyanın ilk ve en büyük halı müzesi unvanlarını taşıyan Azerbaycan Halı Müzesi, 1967 yılında kurulmuş. 2014 yılında Hazar Denizi kıyısındaki rulo yapılmış bir halı biçiminde olan yeni binasına taşınan müzede 6000 üzerinde halı var. 

DEVLET BAYRAĞI MEYDANI
2010 yılında açılan Devlet Bayrağı Meydanı, Azerbaycan halkının birlik ve bütünlüğünü simgeleyen 162 metre yüksekliğindeki bayrağın bulunduğu meydan. “En uzun bayrak” rekorunu kırarak Guinness Rekorlar Kitabı’na geçmiş. Bayrağın boyu 35 metre, eni 70 metre, toplam alanı 2450 metrekare, ağırlığı ise yaklaşık 350 kilogram. 

KRİSTAL PALAS
Hazar Denizi’nin kıyısında yapılan Kristal Saray, muhteşem görkemiyle çok fonksiyonlu kapalı bir arena. Kapasitesi 25000 kişi. Kristal Saray’dan geceleri gökyüzüne doğru yükselen lazer ışınları olağanüstü bir görüntü oluşturuyor. Ayrıca yüzeyindeki ışıklandırma da koca yapıyı devasa bir kristale dönüştürüyor. Burada Eurovision Şarkı Yarışması yapılmıştı.

ATEŞGAH
Adı “Ateş Mabedi” anlamına gelen Ateşgah Bakü kent merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Surakhani Kasabası’nda. Dünyadaki üç Mecusi tapınağından biri. 16, 17 ve 18. yüzyıllarda yerdeki doğal gaz sızıntıları sebebiyle, bir zamanlar ebedi sönmez ateşlerin yandığına inanılan bir ateş mabedi burası. Geçmişte Zerdüştler için önemli bir ibadet yeri olan yapının bazı odaları günümüzde müze haline getirildiği için gezilebiliyor. Tapınak ayrıca Nevruz kutlamaları için de kullanılıyor.

ŞEHİTLİK
25 Mayıs-17 Kasım 1918’ deki Kafkas harekatında Türk Kafkas ordusu 15 Eylül 1918’de Bakü’ye girmiş, Azerbaycan, Karabağ ve Dağıstan’ı düşman işgalinden kurtarmış. Bu savaşlarda şehit olmuş Azeri ve Türk askerlerinin defnedildiği bu yere Şehitler Hiyabanı adı verilmiş. 1130 Türk askerinin isimlerini 1999’da açılan anıtın üzerinde görebilirsiniz. Günümüzde hala protokol karşılamalarında kullanılıyor bu şehitlik. Buraya kolay ulaşılabilmesi için sahilde füniküler de inşa edilmiş. Şehitliğin yanında bir de cami yapılmış. Adı Şehitlik Camii. Azerbaycan topraklarını savunurken şehit olan Türk askerlerinin anısını yaşatmak için Türk Diyanet Vakfı tarafından inşa edilmiş. 

BAKÜ BULVARI
Bakü sahil şeridine paralel uzanan Bakü Bulvarı 1909 yılında açılmış. Geçtiğimiz yüzyılın başında Bakü’deki zengin petrol tacirleri yaşıyormuş burada. Bölge daha sonra Deniz Kenarı Milli Parkı olarak adlandırılarak koruma altına alınmış. Hazar kıyısında bulunan bu bulvar Milli Park alanının büyüklüğüne göre Paris’te Seine Nehri kıyısındaki parktan sonra ikinci sırada. İlk sırayı almak için kordon kıyı boyunca uzatılıyor. Hedefleri dünyanın en büyüğü olmakmış. 

NİZAMİ CADDESİ
Azeri şair Nizami Ganjavi’nin adı ile anılıyor. Araç trafiğine kapalı yaklaşık 3,5 kilometrelik bir cadde. Cadde boyunca neredeyse tüm Türk ve uluslararası markalara rastlamanız mümkün. Tam bir “piyasa” yapmışlar burayı. Ciddi bir sosyal yaşam merkezi olmuş. Büyük alışveriş merkezleri ve mağazalar, restoran ve kafeler, dinlenme parkları ile İçeri Şehir’ in dışarısında bir Avrupa caddesi yaratmışlar burada. Işıklandırma caddeyi geceleri de gündüz gibi yapıyor. 

ALEV KULELERİ
Yeni Bakü’de bir yanda cam kuleler ile dev gökdelenler diğer yanda klasik ve modern mimari yer alıyor.Dünyanın en büyük otel zincirleri şehirde yerlerini almışlar. Şehir merkezindeki Ateş Kuleleri Bakü’nün yeni simgesi artık. 190 metre yüksekliğindeki Alev Kuleleri ofis, konut ve otel olarak kullanılan üç kuleden oluşuyor. Bakü’nün en yüksek yapıları olmak üzere inşasına 2007 yılında başlanıp 2013’te tamamlanmış. En önemli özelliği, 10 bin led ampul ile kaplanmış dış yüzeylerinde Azerbaycan bayrağından, dans eden alevlere dek türlü ışık oyunlarıyla Bakü akşamlarına muhteşem görüntü katması. Son gittiğimde bu kulelerdeki Fairmont Hotel’de kaldım. Otelin odalarında tüm Bakü’ yü bir helikopterle geziyormuş hissine kapılıyorsunuz. Odaların bir duvarı cam ve Bakü’ nün ışıltısı yatağınıza kadar geliyor geceleri. Çok geniş odalarda tüm konfor sağlanmış. Sahildeki Four Season Hotel de yeni bir bina ama geçmişin mimarisine imza atılmış. Hilton gibi çok sayıda başka beş yıldızlı oteller de bulacaksınız bu bölgede. Rus mutfağı için Mari Vanna, Uzak Doğu mutfağı için Chinar, modern Azeri mutfağı için Sahil, geleneksel Azeri mutfağı için Nakhchivan Restaurant’ı denedim. Paris Bistro’nun soğan çorbası lezzetliydi. Rooms da sevdiğim yerlerden biri oldu. 

PAYLAŞ