'ESAS'IN İSVİÇRELİ ORTAĞI PASCAL HOFMANN YARATTIKLARI MARKAYI VE HEDEFLERİNİ ANLATTI

Geçtiğimiz haftalarda ALEM Dergisi'ne konuk olan Esra Kavurmacı'nın İsviçreli ortağı Pascal Hofmann, İstanbul'a gelerek yaratıcılarından olduğu 'Esas' markasıyla ilgili çalışmalarda bulundu. Abdi İpekçi Caddesi'nde geçtiğimiz ay açılan 'Esas' mağazasının arka tarafında yer alan 'VIP misafir' bölümünde bir araya geldiğimiz Pascal Hofmann da yeni erkek giyim markasını, önümüzdeki dönemlerde gerçekleştirmek istedikleri hedefleri ve özel hayatını ALEM ile paylaştı.
Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz?
Türkiye inanılmaz tarihi geçmişi olan, çok arkadaş canlısı ve misafirperver insanlarla dolu, çok cazip ve çıkışta olan bir ülke. Beni her zaman heyecanlandırmıştır. Mutlaka bir gün Türkiye ile ilgili bir iş yapmayı düşünmüşümdür.
Türk ortağınız Esra Kavurmacı ile nasıl tanıştınız?
Bir kaç sene önce Esra ile tanıştık. O da ben de Cacharel Paris'nin üreticisiydik. Cacharel için yaptığımız toplantılar sırasında hep aynı frekans ve iş anlayışı içinde olduğumuzu gördüm. Her zaman ilişki içinde olduk. Ailelerimiz de tanışarak dost oldular. Her ikimizin de ailesinin kökleri çok eski ve giyim sanayi konusunda çok deneyimli. Birbirleriyle konuşacak çok şeyleri oldu dolayısıyla.
'Esas' markasını nasıl oluşturdunuz? Bu fikir nasıl oluştu?
Bir akşam yine uzayıp giden zevkli yemek sonrası sohbetlerden birinde, hem stil hem kalite hem de fiyat uygunluğu olarak ortada doğru dürüst bir erkek giyim markasının olmadığı konu edildi. Dolayısıyla erkek giyiminde deneyimli kişiler olarak, bu boşluğun üzerine gitmenin çok mantıklı olacağına karar verdik. Tabii buna karar vermenin yeterli olmayacağının, çok çalışma ve dikkat gerektiren bir iş olduğunun farkındaydık.
'Esas' markasını diğer erkek giyim markalarından ayıran ve farklı kılan nedir? 'Esas' diğer Avrupalı erkek giyim markaları arasında nerede duruyor?
'Esas' çok kaliteli malzemeleri çok uygun fiyatlara piyasada bir numaralı İtalyan kumaş üreticilerinden alabilen ve bunları çok güzel birbiriyle armonize edebilen bir giyim markası. Bazı avantajlarımız var; benim ailemin 150 yıllık köklü geçmişine ve piyasadaki itibarına güvenerek, Avrupa'da pek çok kapı bize daha çabuk ve uygun fiyatlarla açılıyor. Bu markamız için büyük bir avantaj. Düşünün ki gereksiz yere çok paralar ödediğiniz ve bizim 'absurdly priced' dediğimiz markaların kumaşlarıyla aynı kumaşı 'Esas' da kullanıyor ve çok daha mantıklı bir fiyata satıyor. Ayrıca 'Esas' koleksiyonları tek tek satın alsanız da sonradan birbirini tamamlayabilecek ürünlerden oluşuyor. 'Esas'ı ben diğer markaların yanına yerleştirmektense, daha çok geleneksel İngiliz terziliğinin 'kalitesini ve asaletini' yansıtan modern bir versiyonu olarak konumlandırıyorum. Üstelik hazır giyimde 'couture' gibi dikilmiş ve üretilmiş mallardan oluşan bir marka.
'Esas' erkek giyim markaları arasındaki kıyasıya rekabetle nasıl başa çıkmayı hedefliyor?
İmaj kampanyalarımız için dünyanın en iyi fotoğrafçılarıyla çalışıyoruz. Zürih'te bulunan 'Studio Achermann' her tür artistik çalışmalarımızın dizaynını ve uygulamasını gerçekleştiriyor. Tüm dünyadaki satış noktalarımızdan ve uluslararası basından aldığımız tepkiler çok olumlu. Birçok kişi imaj kampanyalarımızı çok beğendi. Çok genç bir markayız ve Avrupa'da hazır giyim sektöründe yaşanan krize rağmen çok hızlı ve başarılı bir 'start' aldık.
Tasarımcılarınız her sezon yeni koleksiyona şekil vermeden önce, onlara özel bir ilham verici çalışma yapıyor musunuz?
Hayır, tamamen serbest çalışıyorlar. 'Esas'ın ilk çıkış zamanından beri hemen hemen aynı tasarımcı grubu çalışıyor. Baş tasarımcı Uwe Hessel yönetiminde herkes 'Esas'ın stilini ve moda dünyasına yaklaşımını çok iyi biliyor ve hissediyorlar. Dolayısıyla gerekli olan ilhamı kendileri zaten ediniyorlar.
'Türk erkeğinin stili hakkında ne düşünüyorsunuz?'
Ben sadece İstanbul'u gördüm. Her geldiğimde genelde İstanbul'da vakit geçirdiğim için sadece bu şehriniz hakkında konuşabilirim. Etrafıma baktığımda birçok kişinin takım elbise giydiğini görüyorum. Bu çok hoş bir şey. Ayrıca giyilen takım elbiselerin çoğu hem şık duruyor hem de aksesuar olarak uygun parçalarla kombine edebiliyorlar. Genelde şehir ortamında İstanbul'da Türk erkekleri çok şık görünüyorlar.
Türk hazır giyim pazarından beklentileriniz neler?
Türkiye pazarı bizim için çok önemli ve Türkiye'den çok büyük beklentimiz var. Dikkatimi çeken ilk şey insanların 'Esas'ı çok merak etmeleri oldu. Hem ismi hem tarzı nedeniyle olsa gerek, pek çok kişinin Abdi İpekçi'deki mağazamıza girip, 'Bu hangi ülkenin markası?' diye sorduklarını bizzat gördüm. Anladığım kadarıyla Nişantaşı semti ve özellikle Abdi İpekçi Caddesi, şu an Türkiye'nin moda merkezi olmak gibi bir misyonu üstlenmiş durumda. Biz de 'Esas' olarak çok stratejik bir lokasyonda, bu sezon Türk erkeğinin 'Esas'a olan ilgisini burada ölçeceğiz.
Peki dünya hazır giyim pazarından beklentileriniz neler?
Dünya çapında ağırlıklı olarak Avrupa olmak üzere şu an pek çok ülkeye 3. koleksiyonumuzu sattık. Hollanda, İspanya, Portekiz, Belçika, İsviçre, Fransa, Almanya; tüm bu ülkelerden gelen reaksiyonlar mükemmel. Koleksiyon tüm bu ülkelerde hem stil hem de fiyatlandırma açısından çok çabuk kabul gördü ve beğenildi. Anlaşılan o ki, çok doğru bir zamanda doğru bir stratejiyle bu işe girmişiz.
'Esas' dünya çapında nasıl büyümeyi hedefliyor?
Önümüzdeki yılın hemen başında İspanya'da 2 adet mağazamız açılacak. Moskova'da bir mağaza açılmak üzere; Galerie Lafayette'de satılmaya başlıyoruz. Japonya'nın çok büyük bir zincir mağaza grubu 'Esas'ı satmak istiyor ve teklif gönderdi. Almanya'da, ülkenin en prestijli zincir mağazalar grubuyla ortak bir çalışmaya imza atıyoruz ve Almanya'nın en önemli noktalarında 'Esas'ı satacağız. Artık İsviçre'den adımımızı dışarı atmış durumdayız.
'Esas' moda dünyasına yön veren ünlü tasarımcılardan biriyle ileride çalışmayı düşünüyor mu?
Böyle bir proje için herhangi bir plan yapmış değiliz ama hiç bir zaman 'asla' dememeli. Belli olmaz, stratejik olarak doğru olacağına inanırsak ünlü bir tasarımcıyla çalışabiliriz.
'Esas'ın kıyafetleri içinde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Çok rahat hissediyorum ve şık durduğuna inanıyorum. İtiraf etmem gerekirse, Zürih'teki showroom aynı zamanda benim özel gardırobum gibi. Çok pratik ve rahat; herhalde gardırobu bu kadar zengin başka çok az işadamı vardır.
İki çocuğunuz var. Hem iş hem de özel hayatınızdaki koşuşturmayı nasıl koordine edebiliyorsunuz?
Ancak çok iyi ve sıkı bir planlamayla bunu organize edebiliyorum. Yaptığım her şey saati saatine uygun olmak zorunda kalıyor. Biraz sıkıcı ve çok disiplinli gibi duruyor ama böyle yapmazsam tüm günlük akışım birbirine giriyor.
Tüm bu yoğunluk arasında eğer boş vaktiniz kalıyorsa, bu zamanları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Genelde elde ettiğim boş zamanlarda şehirde bulunan bazı sanat ekposizyonlarına ya da sergilere gidiyorum. Ayrıca 1940'ların mobilyalarına çok büyük ilgim var; bu mobilyalarla ilgili sergiler olduğunda onları kaçırmam. Bir de köpeğimle birlikte dolaşırım.
İyi bir baba mısınız?
Bunu esasında çocuklarıma sormanız daha iyi olur. Bana sorarsanız tabii ki evet derim.
Hayatta sizin için en önemli şey nedir?
Ailem.
Bildiğimiz kadarıyla eşiniz Verena Hofmann'ın da şirket içinde tanıtım ve Avrupa'daki PR organizasyonuyla ilgili görevleri var. Eşinizle birlikte çalışmak nasıl?
Bazen zor olabiliyor. Çünkü işle ilgili çözülmesi gereken problemlerin bazılarını eve taşıyorsunuz, o zaman da bir sonuca ulaşmak ve çözmek daha çok zaman alıyor. Ama söylemeliyim ki birbirimizi iş hayatında da tamamlıyoruz. Benim uzmanlık alanım olmayan pek çok konuda Verena'nın bilgisi var. Birbirimizle çalışmaktan ve çalışabilmekten dolayı gurur duyuyoruz.
Dünya çapında meşhur yıldızlardan kimin 'Esas' giymesini isterdiniz?
Spike Jonze ve Martin Scorsese.
Son olarak ALEM Dergisi'ni nasıl buluyorsunuz?
Türkçe bilmediğim için sadece resimlere ve sayfa düzenine bakıp yorum yapabilirim. Çok modern ve cazip gözüküyor. Ayrıca İstanbul'da olduğum süre içinde herkes ALEM'de çıkan 'Esas' haberlerinden bahsediyordu. Herkes ALEM okuyor galiba...
Bu keyifli sohbet için teşekkür ederiz.




19 Kasım 2003 Yıl:11 Sayı: 2002/47