|
...VE TOM FORD BAŞKALDIRDI: MODA DÜNYASINI SALLADI, 21 KASIM GECESİNDE BİR DEMET KARDEŞLİK ÇAĞRISI.
Kimsenin yaklaşan yeni yılda dileklerinin arasında sanıyorum ki terörden korunmakla ilgili bir cümle olmayacaktı, eğer o hainler bize 2003'ü hep acıyla hatırlayacağımız o sahneleri bırakmasaydı...
19 Kasım 2003 Yıl:11 Sayı: 2002/47
Sizlere bu hafta ön yazımda anonim gelen bir çağrı mail'ini paylaşmak istiyorum. '...Teröristler veya gizli servisler... Kim olursa olsun, bizi Türk'ü ile, Kürd'ü ile, Müslüman'ı ile Yahudi'si ile, Ermeni'si ile, Hıristiyan'ı ile, Sünni'si ile, Alevi'si ile... Türk vatandaşlarını sevmeyenlerin bir işi daha... Allah ölenlere rahmet eylesin, kalanlarına da sabır versin... Her kim isek, hangi dine veya her neye mensup isek... Bu olaya tepki verelim... Hem de aynı anda... 21 Kasım Cuma akşamı saat 18.00'de 1 dakika ışık kapama/açma eylemi yapalım. O gece Kadir Gecesi. Müslümanlar camiilerde ölenlerin tümü için mevlüt okusun, dualar etsin. Yahudi, Hıristiyan, Ermeni vs. tüm cemaatler o gece özel ayin düzenleyip ölenleri ansın... Her müslüman eğer tanıdığı bir Yahudi varsa o akşam evine iftara davet etsin. O akşam, polis eğer patlamaların olduğu bölgedeki yasağı kaldırırsa, o sokaklara çiçekler bırakalım. Bu yazıları mail olarak tüm ülkeye 1-2 günde yayabiliriz... Bunu başarabiliriz... Ve bunu yapanlar her kimse amaçlarına ulaşamayacaklarını tüm dünyanın gözleri önünde gösterebiliriz'.
* * *
İlk yazan meçhul ama internette salgın gibi dolaşıyor. Yaşananlar son derece acıydı, kimsenin yaklaşan yeni yılda dileklerinin arasında sanıyorum ki terörden korunmakla ilgili bir cümle olmayacaktı, eğer o hainler bize 2003'ü hep acıyla hatırlayacağımız o sahneleri bırakmasaydı... 11 Eylül'ün bir başka şeklini, ayrı başlıklar altında bizler de yaşadık. Taksim alev alev yandı, tam da bizler Beyoğlu'na, onun ünleniyor, canlanıyor oluşuna sevinirken... Gerçekten benzettiğimiz New York'un Soho'suna dönüverdi bir anda. Ama ne yazık ki 11 Eylül zamanındaki hallerine...
Çok değil yalnızca, 3 pazar önce ben de Neve Şalom Sinagogu'ndaydım. Bir arkadaşımın kızının ad töreni içindi orada oluşumun nedeni. Bir başka arkadaşımın, başka bir özel günü olursa, bundan 3 hafta sonra yine giderim. Çünkü bunun sadece bir dine yönelik saldırı olmadığının farkındayım.
Bu Türklere yönelik bir saldırı. O yüzden de bizim için çok daha yaralayıcı, kırıcı, incitici... O cumartesi sabahı ben oruçluydum, o sinagogundaydı, diğeri kilisesinde... Hepimiz aynı yoldaydık kısacası, çığrından çıkanların da yaşadığı ama farkedilmek adına kıyımlarına buladıkları dünyalarından bi haberdik o sabah maalesef...
İşte sizinle yılın son ayına girerken paylaşmam gereken ilk satırlar. Umulacak çok şey varken, umulmadıkların sıkıntısı çöktü içimize... Ama inanıyorum ki, aşarız, her zaman olduğu gibi bunları da aşarız... Bu internette dolaşan çağrı bile, yapılmasa da, gerçekleşmese de bu inancımın en güzel kanıtı.
* * *
Aslında bu hafta dünyada ilgimi çeken bir transfer ile ilgili başlamak istiyordum yazıma ve yine de paylaşacağım. Çünkü globalleşen dünyadan payımıza düşen sadece acılar değil. Her konuda bilgi ve fikir sahibi olmalıyız diye düşünüyorum. Ya siz?
Dünyanın dev moda markalarından Gucci'nin baş designer'ı Tom Ford, bir tek hamlede Versace'ye transfer oldu. İşte yılın değil, bana sorarsanız, son 10 yılın bomba transferiydi.
Biraz geri dönelim, bundan yıllar önce Miami'de erkek arkadaşı tarafından öldürülmüştü Gianni Versace. Olaydan sonra onu öldüren sevgilisinin de öldürülmesi oldukça şüphelere yol açmıştı Versace İmparatorluğu'nun baş mimarının ölümü hakkında. Kimileri, modaya mafya karıştı, derken kimileri de Versace'nin bazı çevrelere sırtını dönmüş olduğundan bahsettiler.
İşte Donatella Versace ile, belki İtalyanlar değil ama, tüm dünyada moda haberlerini kaçırmayan herkes de böylece tanışmış oldu. Ağabeyinin mirasının çoğunluğuna sahip olan Donatella Versace, yetenek mirasına da sahip miydi? Nedense bu tartışılır olmuştu son yıllarda İtalya başta olmak üzere tüm dünyada. Bu boşlukta Dolce and Gabbana ve Roberto Cavalli de iyice boşluktaki piyasada adlarını pekiştirdiler. Fakat bu arada moda sektöründeki isimlerin yerini yenilere bırakmasıyla, dengelerde değişiklik ortaya çıkmıştı.
Moda dünyası, patronlaşma sürecinden şirketleşmeye doğru ilk geçişlerini de yaşamaya başladı. Bu şirketleşme de bir 'ilk', modanın bir zamanlar beşiği olan Paris'ten ortaya çıktı: LVHM. Bu grup lüks tüketime yönelik dev markaları ya torunlarından satın aldı ya da ortaklık oluşturarak neredeyse tek hamlede 'devleşti'. İşte her şirketleşen yaratıcılık alanındaki sektörde olduğu gibi, sorun 'imza' ihtiyacıydı. Piyasadaki yetenekli ama henüz yolun başındaki isimleri bünyelerindeki markaların yaratıcı ekiplerinin başına yerleştirdiler.
Bunlardan bazıları geri planı tercih ederken, içlerinden birisi vardı ki, gerçekten de Gucci'ye elini değdirmesiyle adeta fırtına estirdi yeteneğiyle. Evet, Tom Ford'dan bahsediyorum. Ama onun bir tek farkı vardı, Versace'den bile daha karizmatik oluşu. İşte yeteneğin, kişisel karizma ile buluşmasından yola çıkıldığında, üstüne grup içinde yaşadığı sıkıntı veren stratejiler de eklenince, modacı ruhuna hem daha bol özgürlük hem de daha fazla servet katmak Tom Ford için kaçınılmaz oldu. Kişisel olarak ben bunu Versace markasının ikinci doğuşu olarak görüyor ve şimdiden bu Amerikalı yeteneğin Versace'ye neler katacağını merakla bekliyorum.
Belki de bu gibi 15 sene öncesine ait olmayan yeni meraklarımız, hep globalleşmenin bize açtığı pencereden gördüklerimizin birer sonucu. Galiba globalleşen dünyada, acılar da globalleşiyor. Bunun için herkes kişisel sınırlarını kendi çizmek zorunda kalıyor. ALEM'de bizler de bu süreçten payımıza düşenleri sizlerle paylaşıyoruz. Bilgiden, bilmekten daha büyük bir heyecan ne olabilir ki? İlgi ve bilgilerden neler ortaya çıkar neler...
Haftaya görüşmek üzere, kendinize iyi bakın.
|
|
19 Kasım 2003 Yıl:11 Sayı: 2002/47
|