HAUTE COUTURE’ÜN PARLAYAN TASARIMCISI MEHMET KORKMAZ HAYALİNDEKİ KADINI CANLANDIRIYOR

Dokuz yaşında çizimler yapmaya başlayan Mehmet Korkmaz, couture ihtişamını kusursuz bir şekilde yansıtan tasarımlarıyla kariyerinde emin adımlarla ilerliyor.

Çocukluk yıllarında kendi masallarının prenseslerini giydirmeye başlayan Mehmet Korkmaz, son dönemde haute couture’ün ses getiren isimlerinden. Zamansız parçalara imza atmayı hedefleyen Korkmaz, tasarımlarıyla Orta Doğu’da da büyük ilgi çekiyor. Çok yakında gündüzden geceye uzanan yeni bir koleksiyonla da modaseverlerle buluşacak olan tasarımcıyla atölyesinde bir araya geldik.
 
Modanın büyüsüne ne zaman kapıldınız? Modayla ilgili ilk hatıranız nedir?
Klasik olacak ama gerçek, dokuz yaşındaydım elbise çizmeye başladığımda. O zamanlardan başladım kendi masallarımın kraliçelerini, prenseslerini giydirmeye.  Kanada merkezli LaSalle College’de Fashion Design/Fashion Marketing eğitimleri aldım. Bu süreç boyunca tiyatro kostümleri ve kapsül deneme koleksiyonları yaparak tasarım eğitimime büyük deneyim kattım. Bir süre tekstil ihracat firmalarının yanı sıra, Danimarka Kopenhag merkezli bir gelinlik firmasına da koleksiyon danışmanlığı yaparak, haute couture giyim konusunda vizyonumu genişlettim. Elbiselerim talep görmeye, özel siparişler almaya başlayınca 2011’de kendi markamı kurdum. Sanırım o dönem haute couture alanındaki en genç tasarımcıydım. 
 
Çevrenizde sizi yönlendiren ya da ilham veren belirli birisi oldu mu?
Mutlaka yaşadığım olaylar ve akımlar koleksiyonlarımı ortaya çıkarırken  beni yönlendirmiştir. Özellikle bir şeylerden ilham alan bir tasarımcı değilim. Tamamen gerçekçi olmayı seven bir yapım var. Çizmeye başladığım andan itibaren kafamdaki kadına aşık olur ve kendimi ona bırakır sadece çizerim.
 
 
Kendi markanızı hayata geçirmeden önce bir süre tiyatro kostümleri tasarlamışsınız. Bu sürecin kariyerinize yansımaları nasıl oldu?
Elbise yapma hayalim çok erken yaşlarda başladı. Tiyatro kostümleri, koleksiyon danışmanlığı verdiğim şirketler bugünün altyapısını oluşturmamda çok fayda sağladı. Bu süreçlerde yaşadığım tecrübeleri, öğretileri hep artı haneme doldurdum. Dediğim gibi gerçekçi olmayı seven bir yapım var. Olumlu olumsuz tüm deneyimlerimin kıymetini bildim her zaman. Tabii ki nereyi hedeflediğiniz ve ne istediğinizi bilmek de çok önemli. Kariyerimin çok başlarında olmama rağmen bu yaşanmışlıklar bana büyük deneyimler sağladı. 
 
Hazır giyim yerine haute couture’e yönelmeye nasıl karar verdiniz?
Couture benim her şeyim, hatta var oluş sebebim diyebilirim. Hayallerimin hatta rüyalarımın uygun malzemeler ve çizimlerle buluşması, ihtişam, tamamı el işçiliği ile ortaya çıkan detaylar, özel ürettirdiğim kumaşlar ile birleşince benden mutlusu yok. Hazır giyim koleksiyonlarımda bile, günlük koşuşturma içinde daima zamansız bir şıklığı taşıyan kadınlar hayal ediyorum. Bu arada hazır giyim tarafında çok yakında yeni gelişmelerimiz olacak. Gündüzden geceye uzanan çok şık bir koleksiyon hazırladık. Haute couture için vakit bulamayan fakat yüksek kaliteli malzeme ve işçilik arayan kadınlar için önemli bir alternatif olacağız.
 
Markanızı en iyi yansıtan sözcükler hangileri?
Elegan, dinamik ve kadınsı formlar, yüksek kalitede işçilik.
 
Koleksiyonlarınızı hazırlarken nelerden ilham alıyorsunuz?
Dokuz yaşımdan beri özgürce elbise dikme hayaliyle yaşıyorum. Hayalini kurup yapamadığım her şey benim hem gelişmeme, hem de acı çekmeme sebep oldu. Hala yaşadığım tüm psikolojik etkenlerin beni en çok besleyen ve ilham veren tek şey olduğunu söyleyebilirim. 
 
En çok hangi materyallerle çalışmayı seviyorsunuz?
Tasarımlarımın tamamında kadınlara çizdiğim parçalarla kendilerini şık, rahat ve özgüvenli hissetmelerini ve çizdiğim tasarımların zamansız olmasını önemsiyorum. Danteller, şantuk kumaşlar, ipek kadifeler, tüller, organzeler, kendi yaptığım korseler, sertliği kırmak adına payetler, el işi makrame nakışlar, eski altın boncuklar, devekuşu tüyleri… Bunlar en sevdiğim materyaller. Derin yakalar ve görkemli kesimler, asimetrik çizgiler, parıltı, kloş etekler, bol kesimli çan kollu bluzlar, uçuşan tüller, kemerle sıkılmış hatta korse içine alınmış beller, cesur transparanlar, göz alıcı kuyruklar, kat kat fırfırlar da vazgeçemediğim detaylardan. 
 
2017 İlkbahar-Yaz koleksiyonunuz Boho Live’ı sizden dinleyebilir miyiz?
Özellikle bir şeylerden ilham alan bir tasarımcı değilim. Tamamen gerçekçi olmayı seven bir yapım var. Boho Live koleksiyonumda geçmiş koleksiyonlarımın aksine tasarımlarımın minimal, hafif ve giyilebilir olmasına özen gösterdim. Couture ihtişamının bana hissettirdiği zamansızlığı geçmişin bohem kadınıyla birleştirmek istedim. Topuklu yüksek ayakkabılar yerine sandalet, glam çorap çizmeler, kadife kemerler, geniş formlu şapkalarla kombinledim. Bu dokunuşlarla hayalimdeki kadını canlandırabildim. Kadının giydiği elbisenin içinde kendi gibi olabilmesi önemliydi benim için. Koleksiyonun tamamına baktığımda hayalimdeki hikayenin yaşayan bir koleksiyona dönüştüğünü söyleyebilirim.
 
Giydirmeyi hayal ettiğiniz bir ünlü var mı?
Lily Collins ve Taylor Hill şu anda giydirmek istediğim kadınlar diyebilirim.
 
Markanızın geleceğiyle ilgili neler planlıyorsunuz? 
Mehmet Korkmaz markasını kalıcı kılmak en önemli hedefim. Türkiye, Orta Doğu ve Avrupa’da var olmak ve kabul görmek ise en büyük hedefim. Sabır ve istikrar altını çizmem gereken iki erdem bence. Tabii ki mesleğe dair bir aşkın varlığı en önemlisi.