HANDE ATAİZİ İLE MONTE CARLO İHTİŞAMINDA ÇOK ÖZEL ÇEKİM

Bir yıldız olmanın barındırdığı tüm elementler onda saklı: her daim çekici, elegan, yüksek enerjili, güzel ve stil sahibi. Hande Ataizi, dünyada lüksün kodlarını yazan ülke Monaco’daki rüya filmimizin başrolündeydi.

stil sahibi, başarılı ve her daim güzel. Tıpkı Monaco gibi. Dünyanın en lüks destinasyonlarından biridir Monaco. Monte Carlo, lükse dair her detayı fısıldayan bir şehirdir. Belki de bu yüzden Monaco Kraliyet Ailesi’nin ev sahibi olduğu balolar, etkinlikler on yıllardır Avrupa monarşisinin büyük keyifle katıldığı organizasyonlar olmuştur. Hollywood dünyası dahil herkesin göz bebeği olan şehirdeyiz ALEM ekibi olarak. Hande Ataizi, Nihat Odabaşı’nın objektifinin karşısına geçecek. Hepimizde heyecan dorukta. Böyle büyük bir organizasyonun gizli kahramanı ise, Monaco Prensi Charles’ın 1863 yılında kurduğu, La Societe des Bains de Mer yani, bizim kısa tabirimizle SBM. Bizlere, Monte Carlo’nun tüm gizli hazinelerinin anahtarını sundular. SBM organizasyonuyla, Casino de Monte Carlo’da içeride sadece bizim olduğumuz özel çekimimize sabahın erken saatlerinde başlıyoruz. Bu özel mekan sadece bize özel izinle açılıyor. Ardından Hotel de Paris’ye geçiyoruz, şehrin incisi niteliğindeki otele yani… Oradan da Hermitage Hotel’e… Sabahın erken saatlerinde başlayan serüvenimiz, gece aydınlatmalarla ve süslemelerle bir masala andıran şehrin göbeğinde, Hande’nin bembeyaz takımı içerisinde bir masal kahramanı gibi göründüğü karelerle, gece yarısı 12’yi vurduğunda sona eriyor. Başrol oyuncumuzla söyleşimiz sizlerle… 


Monte Carlo’daki çekim senin gözünden nasıldı?
Ben en baştan güzel olacağını hissetmiştim. Sürekli çalıştığım ve gözüm kapalı kendimi teslim edeceğim bir ekip olduğu için artıyla başladık ve de ortaya güzel bir sonuç çıktı. 


Hepimiz yeni yıla girerken ister istemez yeni hayaller kuruyoruz, yeni hedefler belirliyoruz. Senin 2017’den beklentilerin neler? 
Zaman çok çabuk akıp geçiyor. Bir yaz bir kış derken 2017’ye girdik. Dilekler sonsuz. İste isteyebildiğin kadar. Ben yeni yıldan sağlık ve huzurun yanı sıra güzel ve uzun soluklu, oynamaktan keyif alacağım bir dizi projesi istedim. 

 


Sabah güne nasıl başlarsın, günlük rutinlerin neler?
Sabah uyanır uyanmaz kahvemi yaparım sonra Instagram’a göz attıktan sonra, Leon’u giydirip, öpüp onu yuvaya gönderiyorum. Sonrasında güne benim gibi erken başlayan arkadaşlarımla telefonla konuşuyorum ardından kahvaltı ve spor. Ben gündüz insanıyım erken kalkmaktan ve koşuşturmalı bir gün yaşamaktan keyif alıyorum. 


Mutlu mu uyanırsın yoksa bir kahve içmeden güne başlayamayanlardan mısın? 
Ben mutlu uyanıp yanında kahve içenlerdenim.


Tiyatro, sinema, dizi üçlüsü arasında seni en çok hangisi heyecanlandırıyor? 
Hepsinin hissettirdiği şeyler çok farklı. Dizi sürekli bir oyunculuk rutini gerektiriyor. Ekiple birlikte yeni bir hayata başlıyorsun. Tiyatroya göre daha az kalp çarpıntılı. Çünkü tiyatro da bir adrenalin var. Her seferinde kendi ses tonundan takıntılı bir şekilde yeni hareketler çıkarmak, hiç yetinmemek, keşke burayı daha başka oynasaydım şeklinde iç çekişmeleri ve her an bir şey olabilir düşüncesinin verdiği tedirgin ruh halleri. İşin tuhafı benim bu ruh halini çok seviyor olmam. Dizi her şeyin olması gerektiği gibi olduğu tatlı bir durum. Sinema ise hızlandırılmış bir yaşam serüveni gibi.  

 

Anne olma kararını nasıl aldın, hayatında neler değişti? Gerçekten çocuk her şeyi değiştirdi mi?
Anne olma fikri benim için hep bir ikilemdi. Bir tarafım istiyor öbür tarafım ise nedense sorumluluk  alıp büyümeyi reddediyordu. Sonunda büyümeye istemeden de olsa karar verdim ve akabinde hamile kaldım. Şu an sadece kendi tecrübelerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki kendinden başka, koşulsuz sevdiğin birinin sorumluluğunu alıyorsun. Bu bir kadın olarak benim iniş çıkışlarımı dengeledi. Hayata daha pozitif bakıyorum, kendimi daha güçlü hissediyorum. Garip bir şekilde yıkılmaz sanki “Ana Tanrıça” gibi… Birlikte oyunlar türetiyoruz bazen sıkılıyorum o arada telefon molası veriyorum ve sonra oyuna devam ediyoruz. 


Kardeşine çok düşkünsün. Leon için ikinci bir çocuk düşünür müsün? 
Evet Sinan iyi ki hayatımda var. Yaşı benden küçük olmasına rağmen zaman zaman benden çok daha olgun oldu. Kardeş güzel bir şey. Hayat bu belli olmaz. İkinci round için hazır mıyım bilmiyorum. 


Artık çocuklar küçük yaşlarda yeteneklerini belli ediyorlar. Sence Leon ilerde hangi mesleğe daha yatkın olur? 
Bunu söylemek için çok erken bir yaşta, ama espri kabiliyeti çok yüksek zeki bir çocuk.


Eşinle tanıştığından bu yana hiç kültür çatışması yaşadınız mı? 
Açıkçası kültür çatışması hiç yaşamadık ama karakter çatışması yaşamış olabiliriz. Ben her ne kadar göstermesem de çok duygusal bir insanım. Eğer bir problem varsa konuşarak çözmek isterim. Her türlü şımarıklığı yapıp sonra utanmadan yüzde yüz kabul görmek isterim. İki insan birbirini tanırken ister istemez çatışmalar oluyor. Sonra eğer hala iki tarafta yola devam etmeye hazırsa ilişkinin güzel bölümü başlıyor. 


Evlenmeye nasıl karar verdiniz?
Aile kurmak isteği insanın içinde ya var ya da yok. Ben anne babası ayrı bir çocukluk dönemi geçirsem de hep kendi ailemi kurmak istedim. Benjamin de benim gibi. Bu yüzden ilişkimiz kendiliğinden evlilik bölümüne geldi. 


Benjamin Harvey bizim kültürümüzde en çok neyi benimsedi? 
Benjamin bizim ülkemizi çok seviyor. O yüzden bu anlamda çok şanslıyım. Mesela çok utanç verici ama ben Kapadokya’ya hala gitmedim o ise sekiz defa gitti. Bunun gibi bir sürü şey var. 


Yemek yapmayı mı yoksa yemeyi mi daha çok seversin?
Yemek yemek diyelim ama arada sevdiklerime güzel bir yemek yapmak ve beraber yemek çok keyifli oluyor. 


Yıllardır evlilik aşkı öldürür klişesi vardır sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun? 
Bana göre aşk hastalıklı bi durum. Çığırından çıkma, sen gibi olmama, garip hareketler ve yakıp yıkmaktan ibaret. Doğal olarak uzun süreli bir birliktelikte eve geldiğin zaman huzur bulmak istiyorsun. Dönem dönem kendi içine çekiliyorsun tıpkı hayatın kendisi gibi. Bazen inişli çıkışlı bazen daha güzel bazen ise daha rutin. Ben mutluluğun başkasına endeksli olduğuna inanmıyorum. Bütün olarak bir kişi mesleğiyle, hobileriyle kısacası kendinden memnunsa ve içsel tatmini yakalamışsa mutludur. Hayata nasıl baktığınla ilgili. Sende ne varsa ancak onu paylaşabilirsin yanındaki kişiyle. O mutsuzluğunun veya mutluluğunun sorumlusu olamaz. O yüzden sıradanlaşma konusunda bence artık evliliği veya yaşamak isteyip yaşayamadığımız bölümleri sorgulamayalım. 


İlişkinizde heyecanı nasıl ayakta tutuyorsunuz? 
Ben yapı olarak zaten çocuksuyum biraz saçmalamakta isterim. Her şey çok doğru, olması gerektiği gibi olduğunda bana çok sıkıcı gelir. Biraz hayatı keyifli tarafından görmek lazım. Bence bu karşı tarafı da rahatlatan bir şey. Günün sonunda herkes gülümsediği, rahat hissettiği kişilerle beraber olmayı tercih ediyor.  


Aşk, sevgi ve çocuk üçgeninde hangi noktaya yakınsın?
Hepsi birbirinin içine geçiyor. Mesela oğlumla aramızda şu an müthiş bir sevgi bağı var. Leon’la beraberken bir an oluyor Benjamin’le göz göze geliyoruz. O bakış işte her şey iyi ki var, her şeye rağmen bakışı. Bence mutluluk böyle bir şey. 


Türkiye’nin en stil sahibi isimlerinden birisin. En sevdiğin markaların başında hangileri geliyor? 

Favori markalarımın en başında Dior geliyor. Bütün markalardan sevdiğim parçaları alırım. Biraz karıştırmayı seviyorum. Fazla feminen ya da fazla maskülen kıyafetler benim tarzımı yansıtmıyor. Parfüm de bile ince ayar bir feminite olmalı. Her zaman o günkü ruh halime göre giyiniyorum.


Stilinle her zaman ön plandasın. Stilini nasıl tanımlarsın? 
Gece ve gündüz ayrımına karşıyım. Herkes içinden geldiği gibi giyinmeli. Bence modanın bir kuralı yok. Dikkat edin hiç düşünülmeden seçmiş olduğunuz kıyafet en favori ve en sizi yansıtan kıyafettir. 


En çok ne satın alırsın? 
En çok ayakkabı ve dış giyim alıyorum. 


Kendini şımartmak istediğinde neler yaparsın? 
Masaj.


Eşine en son ne hediye aldın? 
En son yeni yıl hediyesi koyu lacivert kaşmir bir kazak aldım. 


Hayattaki en büyük lüksün nedir? 
Seyahat etmek.


Hayatımın dönüm noktası dediğin bir olay var mı? 
Çok küçük yaşta ilk sinema filmimle birçok ödülün yanı sıra Türkiye’nin en önemli ödülü olan Altın Portakal’ı almak. 


Özel hayatın değil de kariyerin tarafından bakarsan, Mum Kokulu Kadınlar mıdır senin dönüm noktan?
Aynen. Konservatuar sonrası ilk yaptığım filmdi. 


Türk sinemasında ihtiyaç duyulan cesareti getirdin belki de…
Cesaret midir bilemiyorum. Hayatımın en önemli kişilerinden biri olan hocam Yıldız Kenter der ki, “Oyunculuğun gerekçelerini yerine getiremeyecekseniz gidin evinizde oturun ya da başka bir meslek seçin.” 


Tiyatro hayatının neresinde? 
Konservatuarda tiyatro bölümünde okudum. En son geçen Mayıs ayında tiyatro festivalinde Baba Piç romanından uyarlanmış bir oyun oynadık. Hep Mehmet Ergen’le çalışmak istemiştim. O hayalimi de gerçekleştirdim. Şimdi de önümüzdeki sezon için oyun bakıyorum.


Favori yönetmenlerin kimler?
Favori yönetmenim beni kendi dünyasına davet edip, bana karakterlerinden birisini uygun görüp, beni orada hayal etmiş olandır.  


Doğruların ne üzerine kuruludur? 
Yaşadığım bir olay veya verdiğim herhangi bir karar sonucunda ertesi gün uyandığımda eğer kendimi iyi hissetmiyorsam demek ki benim için yanlıştır ya da tam tersi. 


Tabuların var mı? 
Tabu çok güçlü bir kelime ve biraz rahatsız edici. Tam olarak içinde özgürlük barındırmayan bir kavram gibi geliyor bana. 


Hayatının olmazsa olmazları neler?
Spor.