GAMZE SARAÇOĞLU TASARLADIKÇA OLGUNLAŞIYOR

Gamze Saraçoğlu’nun kendi evreninde yarattığı estetik, iç dünyası ve elbette kendi tasarımlarıyla şekilleniyor. Saraçoğlu, doğallıktan ve rutin hayattan ilham alırken, hayatındaki en büyük lüksün sevdiği işi yapıyor olmak olduğunun farkında... “Tasarladıkça olgunlaştığımı hissediyorum” diyen ünlü tasarımcı ile son heyecanları ve yeni yıl planlarını konuşmak üzere atölyesinde buluştuk.

Kimileri yaptığı işi hayatının merkezine koyar, kimileri ise sadece hedef alır ve hissetmeden yalnızca yola devam eder. Nihayetinde yaşananları tercihler değil kariyer için geride bırakılanlar belirler. Ancak Gamze Saraçoğlu hayatındaki en büyük lüksün sevdiği işi yapıyor olmak olduğunun farkında ve “anı” yaşamayı tercih ediyor. “Bu yolculukta yaşayacağım deneyimler için heyecan duyuyorum. Tasarladıkça olgunlaştığımı hissediyorum” diyen tasarımcı aynı zamanda İnci Deri Kreatif Direktörü olan Gamze Sarçoğlu ile bir araya geldik. Yavaş yavaş yeni yıl ışıltısının başladığı Nişantaşı sokaklarında kısa bir yürüyüşün ardından, başarılı tasarımcının son heyecanlarını konuşmak üzere atölyesine konuk olduk.


Tasarım yolculuğunuz ve yaptıklarınız bir hedef mi yoksa yolculuğun kendisi mi?
Anı yaşamayı seviyorum. Geleceğe dair her zaman hedeflerim ve planlarım olsa da, yolculuktan keyif almak bu yolculukta öğrenmek benim için daha önemli. Hedefe odaklanırken bu yolculukta yaşayacağım deneyimler için de heyecan duyuyorum.


Moda ve yaşam arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
Moda tasarımcılığı benim mesleğim, bu işi iyi yaparken tatmin oluyorum. Hayatımdaki en büyük lüksüm sevdiğim işi yapıyor olmak, bunun kıymetini biliyorum. Beni mutlu eden tasarlama fikri ve arkasındaki düşünceler. Tasarladıkça olgunlaştığımı hissediyorum.


Tasarımlarınızın sizi yansıttığını düşünüyor musunuz? Hitap ettiğiniz kadını biraz anlatır mısınız?
Bir tasarımcının iç dünyası ve kendi tarzı elbet tasarımlarına yön veriyor. Benim marka ve kendi stil dünyamda da aynı şey geçerli. Ben doğal hayattan keyif alan, abartıdan uzak yaşamayı seven, kendi ile barışık, entelektüel kadınlara hitap etmeyi seviyorum. Doğallık benim için çok önemli, hem davranış hem dış görünüş olarak.


Moda ve stil arasında yıllardır süren tavırsal bir rekabet var. Sizin için bu ne ifade ediyor?
Moda tasarımcısı olsam da trendlerden uzak yaşıyorum. Hem kendi stilim hem de markanın DNA’sında doğallık ve özgürlük var. Trendlere bağlı kalmak beni yoruyor. Stil yaratmak ve bu stili korumak çok daha önemli ve uzun bir yol. Yıllardır değişmeyen bir stilim var ve trendlerden etkilenmiyor. Markamda da bu algıyı devam ettirmek en büyük hedefim.


Son yıllarda moda dünyasının en büyük eğiliminin ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Trendler günümüzde o kadar hızlı değişiyor ki bu değişim hem sektörü hem tüketiciyi yormaya başladı. Trendleri değil sokaktaki modanın takip edilmesini daha doğru buluyorum. Trend olarak söylemektense moda algısını değiştirdiği dile getirmek daha doğru. Örneğin Vetements’in moda dünyasına farklılık getirdiğini düşünüyorum.


Özellikle son yıllarda kadın ve erkek koleksiyonlarını bir arada izliyoruz. Sizce gerçekten kadınlar ve erkekler için tek bir gardırob mümkün mü?
Cinsiyetsizlik, cinsiyetlerin birbirine yaklaşması aslında son zamanlarda çok tartışılıyor. Cinsiyet kavramı son zamanlarda çok değişti. Cinsiyetsizlik ön planda. Fakat ben unisex kıyafet ve tek gardırobun kullanımı fikrine yakın değilim. Parfümde bile unisex koku sevmiyorum.


Son günlerdeki en büyük heyecanınız nedir?
İnci Deri için hazırladığım deri ceket koleksiyonu beni çok heyecanlandırıyor. Benim kreatif direktörlüğümde ilk defa hazırlanan 2016-2017 Sonbahar - Kış Deri Ceket Koleksiyonu Kasım ayından itibaren satışa sunuldu. Olumlu geri dönüşler aldığımız ve sınırlı sayıda üretilen bu koleksiyon hayatın her anına eşlik edecek. Klasik parçaları yeniden yorumlayarak hazırladığımız deri ceket koleksiyonu, bu sezon herkesin gardırobunda olması gereken yegane parçalar arasında yerini alıyor. Beş kadın ve beş erkek modelden oluşan koleksiyon; şehirli, modern ve çağdaş dokunuşları bir araya getiriyor.


Bu iş birliğinin nasıl bir dinamiği var?

Kendimi çok şanslı hissediyorum. İnci Deri ile çalışmaya başladığımız ilk günden beri aramızda güçlü bir bağ oluştu. Bu tür bağlar ve iletişimler kolay kazanılmıyor. Sponsorluk, koleksiyon hazırlama ve kreatif direktör pozisyonuna giden uzun bir yolumuz oldu. Adım adım gelişen, büyüyen, sağlamlaşan bir ilişki ve iş birliği. Aramızdaki güven ve sadakat duyguları benim için çok kıymetli. Bu samimiyet ile yaptığımız tüm işler oldukça olumlu geri dönüşler aldı. Daha uzun yıllar bu ilişki ile güzel işler yapmaya devam edeceğiz.


İnci Deri ile iş birliği içine girdikten sonra markada değiştirmek istediğiniz ilk şey ne oldu?
Benim İnci Deri Kreatif Direktörü olmamdaki sebep değişimdi. Koleksiyona yenilik getirmek, farklılık yaratmaktı. Belli bir zaman ve planlama ile yapılması gereken tüm değişimleri yaptık. Daha önümüzde zamanımız var. Bu değişimler devam edecek.


Peki, kendi tasarımlarınızı giyer misiniz, İnci Deri’deki favorileriniz neler?
Günlük hayatımda genelde maskülen ayakkabılar ya da botlar giyiyorum, ayrıca  çok yoğun günlerde spor ayakkabı da tercih ediyorum. Fakat genelde davetler, sunumlar ya da toplantılarda stilettodan vazgeçmiyorum. Bu sezon koleksiyondaki favorilerim arasında en başta taba rengi biker botlar, 70’lere gönderme yapan kovboy botları, bilekten bağlı stiletto’lar ve küt burunlu rugan ayakkabılar geliyor. 


Günde kaç saat çalışıyorsunuz? Atölyede Gamze Sarçoğlu’nun bir günü nasıl geçiyor?
Pek çok farklı alanda iş yaptığımız için çok yoğun çalışıyorum. Özel müşteri, kreatif direktörlük pozisyonu, Mimar Sinan Üniversitesi derslerim, üniforma danışmanlığı ve sosyal sorumluluk projeleri derken haftanın yedi günü 09:00-20:00 arasında çalışıyordum. 9 ay önce yaşadığım bir sağlık sorunumdan ötürü biraz daha yavaşlamaya karar verdim. Kendime, aileme ve sevdiklerime daha çok zaman ayırıyorum. Çalışma tempomu düşürdüm, haftanın beş günü çalışmaya gayret ediyorum.


“Boş vakit” kavramından ne anlıyorsunuz? Sizi besleyen disiplinler, ilham kaynakları, ikonlar kimler?
Boş vaktim pek olmuyor ama kendime ayırdığım sadece kendimle baş başa kaldığım zamanlar benim için önemli. Gün içinde kendime bir saat ayırabiliyorum, bu saat içinde beni mutlu edecek şeyleri yapmaya odaklanıyorum. İlham kaynağım diğer disiplinler, mimari heykel, resim, edebiyat. İkonum ise her zaman Charlotte Rampling.


Geleceğe dair planlarınız neler?
İşimi hakkıyla ve yapabileceğim en doğru şekilde yapmaya devam etmek. Yaptığım her işle huzurlu ve mutlu olmayı unutmamak benim için çok önemli.